
1. Tasarrufun İptali Davası Nedir?
Tasarrufun İptali Davası, borçlu ile üçüncü kişi arasında gerçekleşen tasarrufun iptaline ve alacaklının üçüncü kişinin mülkiyetine geçen tasarrufa konu mal varlığı üzerinde cebri icra yetkisine sahip olmasına olanak veren bir davadır.
Bu dava ile alacaklı, borçlunun mal kaçırma maksadıyla gerçekleştirmiş olduğu tasarruf işlemine karşı dava açmaktadır. Açılan dava ile üçüncü kişinin mülkiyetinde bulunan mal varlığı üzerinde alacaklı cebri icra yoluna başvurabilecek, böylece alacağına kavuşabilecektir.
Hukuki niteliği itibariyle tasarrufun iptali davası inşaî nitelikte bir davadır. Zira dava ile tasarrufa ilişkin hukuki işlem iptal edilmektedir. Tasarrufun iptali davası ile iptali istenen tasarruf işleminin tamamı değil, alacaklının alacağını karşılayacak miktarına denk gelen kısmı iptal edilmektedir. Hangi tasarruf işlemlerinin iptal edileceği hâkimin takdir yetkisine bırakılmıştır.
2. Tasarrufun İptali Davası Şartları Nelerdir?
Tasarrufun iptali davasının açılabilmesi için iptali istenen hukuki işlemin kimi şartları taşıması gerekmektedir. Bunlar;
- Alacaklı ile borçlu arasında bir borç ilişkisi bulunmalıdır.
- Borçlu tarafından bir tasarruf işlemi gerçekleştirilmelidir.
- Borçlu tarafından gerçekleştirilen tasarruf işlemi borç ilişkisinden sonra gerçekleştirilmelidir.
- Borçlunun gerçekleştirdiği tasarruf işleminin mal kaçırma maksadını taşıması gerekir.
- Borçlu hakkında başlatılmış bulunan bir icra takibi bulunmalıdır.
- Alacaklının elinde borçlu aleyhine geçici ya da kati bir aciz vesikası bulunmalıdır.
3. Tasarrufun İptali Davası Taraflar
3.1. Davacı Taraf
Tasarrufun iptali davasında davacı, elinde geçici ya da kesin aciz vesikası bulunan her alacaklıdır. Borçlu hakkında icra takibi başlatıp alacağını tahsil edemeyen ve elinde aciz vesikası bulunan alacaklı tasarrufun iptali davasını açabilir.
3.2. Davalı Taraf
İcra İflas Kanunu’nun 282. Maddesi uyarınca tasarrufun iptali davasında kimlerin davalı olacağı belirlenmiştir:
“… borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Bunlardan başka, kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabilir.”
Buna göre davalı alacak ilişkisindeki borçlu ile borçlunun lehine tasarrufta bulunduğu üçüncü kişilerdir. Şayet üçüncü kişi herhangi bir nedenle elindeki mal varlığını başka bir üçüncü kişiye devrederse ve bu kişi kötü niyeti ise onlar da iptal davasında davalı olabilirler.
4. Tasarrufun İptali Davasında İspat Yükü
Tasarrufun iptali davasında ispat bazı özel şartlara tabidir. İcra İflas Kanunu’nda tasarrufun iptali açısından ivazsız tasarruf işlemleri, borçlunun aciz içerisinde iken yapmış olduğu tasarruf işlemleri ve alacaklıyı zarara uğratma maksadıyla yapmış olduğu tasarruf işlemleri olarak ayrıma gidilmiştir.
4.1. İvazsız Tasarruflar Yönünden İspat
İcra İflas Kanunu’nun 278. Maddesine göre adet gereği verilmiş hediyeler dışındaki hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması nedeniyle acizden önceki iki sene içerisinde borçlunun yaptığı bağışlama ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir. Alacaklının borçlunun üçüncü kişilere vermiş olduğu geleneğe tabi hediyeler dışındaki bağışlama ve ivazsız tasarruflara karşı iptal davası açma hakkı bulunmaktadır.
Burada önemle belirtmek gerekir ki iptali istenen tasarrufların iki yıl öncesine kadar gerçekleşmiş olması gerekmektedir. İptal talebinde bulunan alacaklı mahkemeye sunmuş olduğu aciz vesikası ile borçlunun aczinden önceki iki yıl boyunca yapmış olduğu bağışlamaların iptalini talep edecektir.
Yine İcra İflası Kanunu’nun 278/3. Maddesinde sayılan haller, bağışlama gibi kabul edilmekte ve iptale tabi kılınmaktadır. Bunlar alacaklının tasarrufta bulunduğu mal varlığını üçüncü bir kişiye ivaz karşılığında devretmiş olsa dahi çok aşağı bir fiyat ile bu işlemi gerçekleştirmesidir.
Bu işlemlerin iptalini isteyen davacı İİK 278/3’e göre ya borçlunun acze düşmesinden iki yıl öncesine kadar yapmış olduğu tasarrufların ivazsız olduğu ve bağış niteliğinde olduğunu ispat etmeli, ya da ivazlı olsa dahi malın gerçek değerinin çok aşağısında bir bedel ile üçüncü kişiye bir kazandırmanın yapıldığını ortaya koymalıdır.
4.2. Borçlunun Aczi Sırasında Yapmış Olduğu Tasarruflar Yönünden İspat
İcra ve İflas Kanunu’nun 279.maddesine göre borçlunun acze düşmesinden ya da hakkında haciz işleminin tatbik edilmesinden bir yıl öncesine kadar yapmış olduğu kimi tasarruflar iptale tabidir. Borçlunun aczi sırasında yapmış olduğu tasarrufların iptali için söz konusu tasarruflar İ.İ.K’nun 279. Maddesinde sayılan hallere girmesi gerekir.
Bunlar; borçlunun teminat göstermeyi taahhüt ettiği haller haricinde mevcut bir borcuna dair yapmış olduğu rehin işlemleri, borçlunun para dışında yapmış olduğu ödemeler, borçlu tarafından vadesi gelmediği halde yapılan ödemeler ve kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhlerdir. Alacaklı borçlunun yapmış olduğu bu işlemlerin kendi zararına olacak şekilde yapıldığını ortaya koyarak söz konusu işlemlerin iptalini talep edebilir.
4.3. Borçlunun Alacaklıya Zarar Verme Kastıyla Yaptığı Tasarruflar Yönünden İspat
Borçlarını ödeyemeyen borçlunun alacaklıyı zarara uğratmak maksadıyla üçüncü kişiler ile yapmış olduğu tasarruf işlemleri iptale tabidir. Burada önemli olan husus borçlunun alacaklılara zarar verme kastıyla hareket ettiğini bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişiler ile borçlu arasında tasarruf işleminin gerçekleştirilmesidir. Davacı alacaklının borçlunun yapmış olduğu bu tasarruf işlemlerini iptal ettirebilmesi için borçlunun zarar verme kastıyla hareket ettiğini ve borçlunun mali durumunu üçüncü kişilerin bildiği ya da bilmesi gerektiğini ispat etmesi gerekir.
5. Tasarrufun İptali Davasının Konusu
Tasarrufun iptali davasının konusu borçlu tarafından alacaklıyı zarara uğratmak maksadıyla yapılan tasarruf işlemleri ile kanunda sayılan kimi tasarruflardır.
Bunlar yukarıda da belirtildiği gibi borçlunun acizden iki yıl öncesine kadar yapmış olduğu bağışlamalar, borçlu tarafından değerinin çok aşağısında bir bedel ile üçüncü kişiye devredilen mallar, borçlu tarafından alacaklıyı zarara uğratma maksadıyla yapılan tasarruf işlemleri, borçlunun aczi sırasında yapmış olduğu ve vadesi gelmediği halde ödemesi yapılan borçlar ile borçlunun borcuna dair yapmış olduğu rehin işlemleridir. Söz konusu işlemler alacaklı tarafından tasarrufun iptali davasına konu edilebilir.
6. Tasarrufun İptali Davası Süre
Tasarrufun iptali davası, belirli süre sınırlarına tabi bir dava türüdür ve bu süreler hak düşürücü niteliktedir. Yani bu süreler geçtikten sonra dava açma hakkı tamamen ortadan kalkar. (Uygulamada bu süreler bazen “tasarrufun iptali davası zamanaşımı” olarak anılsa da, teknik olarak bu süreler hak düşürücü süre kapsamında değerlendirilir.)
Borçlunun, alacaklısını zarara uğratmak amacıyla yaptığı tasarruf işlemleri (örneğin mal kaçırma amacı taşıyan işlemler), işlemin yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde iptal davasına konu edilebilir. Bu süre dolduktan sonra, alacaklının söz konusu tasarrufa karşı dava açması mümkün değildir.
Öte yandan, borçlunun aciz halinde bulunduğu bir dönemde veya ivazsız (karşılıksız) olarak yaptığı tasarruflar için ise süre daha kısadır. Bu tür işlemler, yine işlem tarihinden itibaren iki yıl içinde dava konusu yapılmalıdır.
Belirtilen bu sürelerin dışında kalan, yani 5 ya da 2 yıllık sürenin öncesine ait tasarruflar için tasarrufun iptali davası açmak hukuken mümkün değildir. Bu nedenle alacaklıların, şüpheli mal kaçırma işlemlerini tespit ettiklerinde süre kaybına uğramadan hukuki yollara başvurmaları büyük önem taşır.
7. Yetkili ve Görevli Mahkeme
Tasarrufun iptali davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Tasarrufun iptali davası yetkili mahkeme ise genel hükümlere göre tespit edilecektir. Borçlunun veya üçüncü kişinin yerleşim yeri mahkemesi yetkili mahkemedir.
Tasarrufun iptali davalarında, davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu tür davalar, alacaklının alacağını tahsil edebilmesini sağlamak amacıyla açıldığından, görev konusunda herhangi bir ayrım yapılmaksızın genel görevli mahkeme olarak Asliye Hukuk Mahkemeleri yetkilidir.
Yetki bakımından ise davanın hangi yerde açılacağı, genel yetki kurallarına göre belirlenir. Bu kapsamda, tasarrufun iptali davası yetkili mahkeme ise borçlunun yerleşim yerindeki mahkemedir. Bununla beraber tasarrufun iptali davası, tasarrufta bulunan üçüncü kişinin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.



