Unutulma Hakkı

Unutulma Hakkı

Unutulma hakkı bireyin, artık kamu yararı taşımayan, güncelliğini yitirmiş, yanlış veya hukuka aykırı şekilde yayımlanmış kişisel verilerinin silinmesini veya erişime kapatılmasını talep etme hakkıdır. Bu hak, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği ilkeleriyle doğrudan bağlantılı olup, dijital çağın en önemli kişilik haklarından biri haline gelmiştir.

1. Unutulma Hakkı Nedir?

Unutulma hakkı, dijital çağda bireylerin kişilik haklarını korumaya yönelik en önemli hukuki mekanizmalardan biridir. Bu hak, kişilerin geçmişte kendileriyle ilgili olarak internet ortamında yayımlanmış olan bilgilerin, haberlerin veya görsellerin, artık kamu yararı taşımaması, güncelliğini yitirmesi, gerçeğe aykırı olması veya kişilik haklarını ihlal etmesi durumunda dijital ortamdan kaldırılmasını talep etme hakkını ifade eder. Unutulma hakkı, bireyin geçmişte yaşadığı olayların sürekli olarak dijital platformlarda karşısına çıkmasının önüne geçmeyi ve kişinin sosyal, mesleki, ekonomik yaşamında adil bir şekilde var olabilmesini amaçlar.

Bu hak, modern anlamda Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nün (GDPR) 17. maddesinde “silinme hakkı” (right to erasure) olarak açıkça düzenlenmiştir. Türkiye’de ise unutulma hakkı kanunu olarak 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında hükme bağlamıştır. Bu hükme göre, kişisel verilerin işlenme sebeplerinin ortadan kalkması halinde bu verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesi gerekir.

Her ne kadar KVKK’da “unutulma hakkı” ibaresi açık şekilde yer almasa da, kişisel verilerin korunması hakkı çerçevesinde bu hak dolaylı olarak güvence altına alınmıştır. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararlarla birlikte bu hak, kişilik hakkının ve özel hayatın gizliliği hakkının bir uzantısı olarak içtihatlara girmiştir.

Unutulma hakkı, özellikle dijital mecralarda bireylerin geçmişlerine ilişkin içeriklerin arama motoru sonuçlarından kaldırılmasını, haber sitelerinde veya sosyal medya platformlarında yer alan bilgilerin erişime kapatılmasını konu edinir. Örneğin, yıllar önce işlenen bir suçla ilgili olarak yayımlanmış bir haber, kişi cezasını çekip topluma yeniden kazandırıldıktan sonra hâlâ internet ortamında kolaylıkla erişilebilir durumda ise, bu durum kişinin özel hayatına müdahale teşkil edebilir. Bu tür hallerde birey, söz konusu içeriklerin kaldırılmasını veya erişimin engellenmesini talep edebilir.

Unutulma hakkının uygulanabileceği durumlar geniş bir yelpazeye sahiptir. Gerçeğe aykırı, yanıltıcı, güncelliğini yitirmiş ya da kişisel itibarı zedeleyen içerikler bu kapsamda değerlendirilebilir. Aynı şekilde, bireyin rızası dışında yayımlanmış özel nitelikli kişisel veriler, fotoğraflar, videolar veya belgeler de hak kapsamında kaldırılabilir. Bu yönüyle unutulma hakkı, yalnızca kişisel verilerin silinmesini değil, aynı zamanda bireyin dijital itibarının korunmasını da amaçlamaktadır.

2. Unutulma Hakkının Kapsamı

Unutulma hakkı, bireyin dijital ortamda yer alan kişisel verileri üzerinde kontrol sahibi olmasını ve bu verilerin gereksiz, yanlış, güncelliğini yitirmiş ya da hukuka aykırı biçimde yayılmasının önüne geçilmesini sağlayan bir haktır. Bu hak, yalnızca verilerin silinmesini değil, aynı zamanda bireyin dijital itibarının korunmasını da amaçlamaktadır. Unutulma hakkı, özel hayatın gizliliği, kişilik hakkı ve insan onurunun korunması ilkeleriyle doğrudan bağlantılı olup, bireyin geçmişte yaşadığı olayların veya paylaşılan bilgilerin sürekli olarak karşısına çıkmasının önüne geçmeyi hedefler.

Bu hakkın kapsamı oldukça geniştir. Öncelikle, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesi, yayımlanması veya paylaşılması durumunda birey, söz konusu verilerin silinmesini, yok edilmesini ya da anonim hale getirilmesini talep edebilir. Ayrıca, kişisel verilerin işlenme amacı ortadan kalkmışsa, yani veri artık toplanma amacına hizmet etmiyorsa, kişinin rızasıyla dahi işlenmiş olsa bile bu verilerin sistemden tamamen kaldırılması gerekir. Bu durum, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (KVKK) 7. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.

Unutulma hakkının en bilinen yansıması, arama motorlarında kişinin adıyla yapılan aramalarda çıkan sonuçların kaldırılması talebidir. Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın 2014 tarihli “Google Spain” kararı ile birlikte, bireylerin isimleriyle yapılan aramalarda çıkan bazı sonuçların, artık kamu yararı taşımaması halinde kaldırılması gerektiği kabul edilmiştir. Böylece, bireyin geçmişine dair bilgilerin sınırsız biçimde erişilebilir olması önlenmiş ve dijital geçmişin kontrolü kişiye bırakılmıştır.

Bu hak Türkiye’de de benzer şekilde, Anayasa Mahkemesi kararlarıyla kişilik hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Özellikle internet ortamında yer alan eski haberlerin, fotoğrafların veya belgelerin erişime kapatılmasına imkân tanınmaktadır.

Unutulma hakkı, sadece yanlış veya yasa dışı içeriklerin silinmesiyle sınırlı değildir. Doğru olsa bile, artık kamu yararı taşımayan, güncelliğini yitirmiş veya bireyin sosyal hayatına zarar verme potansiyeli bulunan bilgilerin de kaldırılmasını kapsar. Örneğin, uzun yıllar önce işlenmiş bir suçla ilgili olarak cezasını tamamlamış bir kişinin adının hâlâ internet haberlerinde yer alması, onun yeniden topluma kazandırılma hakkını zedeleyebilir. Bu durumda, birey ilgili içeriklerin arama sonuçlarından çıkarılmasını veya tamamen kaldırılmasını talep edebilir.

Ayrıca bu hak, kişinin rızası dışında yayımlanan fotoğraf, video, sosyal medya paylaşımı veya özel nitelikli kişisel verilerin kaldırılmasını da kapsar. Kişisel verilerin korunması yalnızca kamuya açık haber siteleriyle sınırlı değildir; sosyal medya platformları, dijital arşivler ve özel veri tabanları da bu hakkın uygulama alanı içerisindedir.

Kapsam bakımından, unutulma hakkı yalnızca dijital ortamlarda değil, basılı yayınlar ve çevrimdışı arşivlerde yer alan veriler bakımından da değerlendirilebilir. Ancak dijital ortamda bu hakkın önemi çok daha büyüktür çünkü internet, verilerin kalıcılığını ve erişilebilirliğini artırmaktadır. Dolayısıyla unutulma hakkı, dijital çağda bireyin “yeniden başlama hakkı” olarak da nitelendirilmektedir.

3. Unutulma Hakkının Kullanımı İçin Geçmesi Gereken Süre

Unutulma Hakkının Kullanımı İçin Geçmesi Gereken Süre

Unutulma hakkı için belirlenmiş kesin bir süre sınırı bulunmamaktadır. Yani, bir bilginin veya içeriğin internetten kaldırılmasını talep edebilmek için belirli bir zaman diliminin geçmesi zorunlu değildir. Bunun yerine, her somut olay kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilir. Ancak, bilginin güncelliğini yitirmesi, kamu yararının ortadan kalkması veya kişilik haklarının ihlali gibi unsurlar, unutulma hakkının uygulanabilir hale gelmesinde belirleyici rol oynar.

Türkiye’de KVKK veya ilgili mevzuatta unutulma hakkının kullanılabilmesi için belirlenmiş sabit bir süre yer almaz. Bunun yerine, “veri işleme amacının ortadan kalkması” temel ölçüt olarak kabul edilmiştir. Yani, kişisel verinin toplanma amacı sona ermişse, artık bu verinin sistemde tutulması hukuka aykırı hale gelir. Bu durumda kişi, verinin silinmesini veya yok edilmesini talep edebilir.

Anayasa Mahkemesi’nin unutulma hakkına ilişkin içtihatlarında da süre bakımından katı bir kriter öngörülmemiştir. Ancak mahkeme, şu ölçütleri dikkate alarak unutulma hakkının doğup doğmadığını değerlendirir:

  • İçeriğin yayınlandığı tarihten bu yana geçen zaman,
  • Bilginin güncelliğini yitirip yitirmediği,
  • İçeriğin kamu yararı taşıyıp taşımadığı,
  • Kişinin toplumdaki tanınırlık düzeyi,
  • İçeriğin gerçeğe uygunluğu ve yayınlanma amacı,
  • İçeriğin kişinin özel hayatına etkisi.

Bu ölçütler çerçevesinde, örneğin bir haberin veya yargı kararının üzerinden uzun bir süre geçmiş, ilgili kişi artık kamuya mal olmuş bir figür değilse ve bilginin toplumsal faydası kalmamışsa, unutulma hakkının uygulanabilir olduğu kabul edilir.

Uygulamada genellikle yıllar önce yayımlanmış ve artık toplumsal ilgi taşımayan haber veya içerikler bakımından unutulma hakkı gündeme gelir. Örneğin, bir kişinin 10 yıl önce işlediği bir suçtan dolayı yayımlanan haber, kişi cezasını tamamladıktan ve topluma yeniden kazandırıldıktan sonra, arama motorlarında hâlâ erişilebilir durumda ise, bu durumda unutulma hakkının tanınması gerektiği yönünde kararlar verilmiştir.

4. Unutulma Hakkının Kullanımı

Unutulma hakkının kullanımı, bireyin kendisiyle ilgili dijital ortamda yer alan içeriklerin kaldırılmasını, erişime kapatılmasını veya arama motoru sonuçlarından çıkarılmasını talep etme sürecini ifade eder. Bu hak, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği ilkeleri kapsamında değerlendirilir. Kişi, unutulma hakkını hem idari yollarla (örneğin Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na başvuru yaparak) hem de yargısal yollarla (örneğin Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurarak) kullanabilir.

Unutulma hakkının kullanımı, her durumda belirli bir usule tabidir. Öncelikle birey, unutulmasını talep ettiği içeriğin kendisini ilgilendirdiğini, kişisel verisi olduğunu ve bu verinin artık güncel, gerekli veya hukuka uygun olmadığını belirtmelidir. Talep, verinin işlendiği veya yayımlandığı platforma doğrudan yapılabileceği gibi, arama motorlarına veya ilgili veri sorumlularına da yöneltilebilir.

Kişi unutulma hakkını kullanmak istediğinde, öncelikle veri sorumlusuna başvuruda bulunmakla yükümlüdür. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyarınca, veri sorumlusuna yapılan başvuru yazılı olarak veya Kurul’un belirlediği elektronik yöntemlerle yapılabilir. Veri sorumlusu, başvuruyu en geç 30 gün içinde değerlendirmek ve kişiye sonucu bildirmek zorundadır. Eğer talep reddedilirse veya süre içinde cevap verilmezse, kişi Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na (KVKK) şikâyette bulunabilir.

Unutulma hakkının kullanımı sadece veri sorumluları ile sınırlı değildir. Birey, internette yer alan bir haber, fotoğraf veya videonun kaldırılmasını talep ediyorsa, ilgili içerik sağlayıcısına veya site yönetimine doğrudan başvuru yapabilir. Başvuru sonucunda içerik kaldırılmazsa, kişi Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurarak “erişimin engellenmesi” veya “içeriğin çıkarılması” kararı talep edebilir. Sulh Ceza Hakimliği, başvuruyu genellikle dosya üzerinden değerlendirir ve uygun görürse, içeriğin kaldırılmasına veya erişimin engellenmesine karar verir.

5. Unutulma Hakkı ve Kamu Yararı

Kamu yararı ile unutulma hakkı, kişisel verilerin korunması hukukunda birbirine zıt gibi görünen, ancak hukukun temel ilkeleri çerçevesinde bir denge içinde değerlendirilmesi gereken iki değerdir. Unutulma hakkı, bireyin dijital ortamda yer alan kişisel verileri üzerindeki kontrolünü yeniden kazanmasını ve özel hayatının gizliliğini korumasını amaçlarken; kamu yararı, toplumun bilgi edinme hakkını, ifade özgürlüğünü ve basın özgürlüğünü temsil eder.

Bu iki kavramın karşı karşıya geldiği durumlarda, hukuk düzeni tek tarafı korumaz; bunun yerine, bireyin onuru ile toplumun bilgiye erişim hakkı arasında bir denge kurar. Bu denge, her somut olayın özelliklerine göre belirlenir.

Unutulma hakkı, özellikle internet ortamında yer alan eski haberler, mahkeme kararları, sosyal medya içerikleri veya arama motoru sonuçları bakımından gündeme gelir. Kişi, artık kamu yararı taşımayan veya güncelliğini yitirmiş bir bilginin kaldırılmasını talep ettiğinde, bu talep kamu yararı ile çatışabilir. Çünkü aynı içerik, bazı durumlarda toplumun bilgi edinme hakkı kapsamında korunabilir.

Kamu yararının varlığı, unutulma hakkının uygulanıp uygulanmayacağı konusunda belirleyici bir ölçüttür. Bir içeriğin kamu yararına olup olmadığı, şu kriterler çerçevesinde değerlendirilir:

  • İçeriğin toplumun bilgi edinme ihtiyacına katkı sağlayıp sağlamadığı,
  • Konunun kamuoyunu ilgilendiren bir olayla ilgili olup olmadığı,
  • Kişinin toplum içindeki tanınırlık düzeyi ve kamusal rolü,
  • İçeriğin yayınlandığı tarihten itibaren geçen süre,
  • Bilginin gerçeğe uygunluğu ve güncelliği,
  • İçeriğin kişinin özel hayatına müdahale derecesi.

Örneğin, kamu görevinde bulunan bir kişinin göreviyle ilgili işlediği fiillere dair haberler veya kamuoyunu ilgilendiren bir yolsuzluk olayıyla ilgili bilgiler kamu yararı taşıyabilir. Bu tür durumlarda, içeriklerin internetten tamamen kaldırılması bilgiye erişim hakkını zedeleyeceği için, unutulma hakkı sınırlı biçimde uygulanabilir. Buna karşılık, sıradan bir bireyin özel yaşamına ilişkin, toplumsal faydası bulunmayan, güncelliğini yitirmiş veya kişisel itibarı zedeleyen içerikler söz konusu olduğunda, unutulma hakkı öncelik kazanır.

Anayasa Mahkemesi kararlarında da bu denge açık biçimde vurgulanmaktadır. Mahkeme, unutulma hakkını “kişilik hakkının bir uzantısı” olarak kabul etmekle birlikte, kamu yararı bulunan durumlarda bilginin yayında kalmasının hukuka uygun olabileceğini belirtmiştir. Yani unutulma hakkı mutlak bir hak değildir; kamu yararının açıkça var olduğu hallerde sınırlandırılabilir.

Avrupa Birliği hukukunda da benzer bir yaklaşım benimsenmiştir. GDPR’ın 17. maddesi (silinme hakkı) kapsamında, unutulma hakkı talebi kamu yararı, ifade özgürlüğü veya bilimsel araştırma gibi nedenlerle reddedilebilir. Özellikle kamuya mal olmuş kişiler, siyasi figürler veya toplumun güvenliğiyle ilgili konular söz konusu olduğunda, kamu yararı genellikle ağır basar.

👉 Sonuç olarak, unutulma hakkı ile kamu yararı arasındaki ilişki karşılıklı sınırlama ve denge ilkesine dayanır. Bireyin geçmişine ilişkin bilgilerin tamamen ortadan kaldırılması, toplumun bilgi edinme ve ifade özgürlüğü hakkını kısıtlayabilir. Bu nedenle, her durumda içeriklerin kaldırılıp kaldırılmayacağı, bireyin özel yaşamına etkisi ile toplumun bilgilendirilme hakkı arasındaki dengenin titizlikle değerlendirilmesiyle belirlenir.

Unutulma hakkı ile kamu yararı kavramları, kişisel verilerin korunması hukukunda birbirine zıt gibi görünen, ancak hukukun temel ilkeleri çerçevesinde bir denge içinde değerlendirilmesi gereken iki değerdir. Unutulma hakkı, bireyin dijital ortamda yer alan kişisel verileri üzerindeki kontrolünü yeniden kazanmasını ve özel hayatının gizliliğini korumasını amaçlarken; kamu yararı, toplumun bilgi edinme hakkını, ifade özgürlüğünü ve basın özgürlüğünü temsil eder.

Bu iki kavramın karşı karşıya geldiği durumlarda, hukuk düzeni tek tarafı korumaz. Bunun yerine, bireyin onuru ile toplumun bilgiye erişim hakkı arasında bir denge kurar. Bu denge, her somut olayın özelliklerine göre belirlenir.

Av. Ramazan Bayram