
1. Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nedir?
Destekten yoksun kalma tazminatı, bir kişinin hukuka aykırı ve kusurlu bir fiil sonucu ölmesi halinde, sağladığı veya sağlaması beklenen maddi destekten yoksun kalan kişilerin uğradıkları zararın giderilmesi amacıyla talep edilen maddi tazminattır. Bu tazminatın amacı, destekten yoksun kalanların ölüm nedeniyle ortaya çıkan ekonomik kayıplarını mümkün olduğunca gidermek ve ölenin sağladığı düzenli katkının yokluğunda oluşan gelir eksikliğini telafi etmektir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinde düzenlenmiş olup, ölümün bir haksız fiil sonucu meydana gelmesi halinde gündeme gelir. Tazminat talep edebilmek için ölen kişi ile talepte bulunan arasında fiili veya hukuki bir destek ilişkisinin bulunması yeterlidir; bu ilişkinin mutlaka akrabalık bağına dayanması şart değildir. Eş, çocuklar, anne ve baba başta olmak üzere, düzenli maddi destek sağlanan kişiler de somut olayın özelliklerine göre tazminat talep edebilir.
Tazminatın hesaplanmasında ölen kişinin yaşı, geliri, çalışma gücü ve yaşam beklentisi ile destekten yoksun kalan kişilerin yaşı ve destek süresi dikkate alınır. Ayrıca olayda tarafların kusur oranları ve varsa müterafik kusur durumu da hesaplamaya etki eder. Hesaplama, aktüeryal esaslara göre yapılmakta olup, amaç zenginleşme değil, ölüm olayı gerçekleşmemiş olsaydı ortaya çıkacak ekonomik durumun mümkün olduğunca korunmasıdır.
2. Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hukuki Dayanağı
Destekten yoksun kalma tazminatının hukuki dayanağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesidir. Bu madde uyarınca, bir kişinin ölümü halinde, ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler, bu kayıptan doğan maddi zararlarının tazminini talep edebilir. Anılan maddede, ölüm halinde uğranılan zararlar düzenlenmiş olup, ölen kişinin desteğinden yoksun kalanların bu kayıptan doğan maddi zararlarını talep edebileceği açıkça hüküm altına alınmıştır.
Bu düzenleme ile amaçlanan, ölüm olayı gerçekleşmemiş olsaydı destekten yoksun kalanların ekonomik durumlarının ne olacağı dikkate alınarak, meydana gelen maddi kaybın giderilmesidir.
3. Destekten Yoksun Kalma Tazminatının Şartları Nelerdir?
3.1. Ölüm Olayının Gerçekleşmiş Olması
Destekten yoksun kalma tazminatının söz konusu olabilmesi için öncelikle bir kişinin yaşamını yitirmiş olması gerekir. Bu tazminat türü yalnızca ölüm halinde talep edilebilir; ağır yaralanma veya sürekli iş göremezlik gibi durumlar destekten yoksun kalma tazminatına değil, başka maddi tazminat kalemlerine konu olur. Ölüm olgusunun resmi belgelerle ispat edilmesi zorunludur.
3.2. Hukuka Aykırı Bir Fiilin Bulunması
Ölüm, hukuka aykırı bir davranışın sonucu olarak meydana gelmiş olmalıdır. Hukuka aykırılık, kişinin bir yükümlülüğe aykırı şekilde davranması veya başkasına zarar vermesidir. Trafik kurallarının ihlali, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması ya da tıbbi standartlara aykırı müdahaleler bu kapsama girer.
3.3. Kusur Şartı
Genel kural olarak, ölüm sonucunu doğuran fiili gerçekleştiren kişinin kusurlu olması gerekir. Kusur, kast veya ihmal şeklinde ortaya çıkabilir. Kusur oranı, tazminatın miktarını doğrudan etkiler. Bununla birlikte, işletenin veya işverenin sorumluluğu gibi bazı hallerde kusur aranmaksızın sorumluluk doğabilir.
3.4. İlliyet Bağının Varlığı
Hukuka aykırı fiil ile ölüm arasında uygun bir nedensellik bağının bulunması şarttır. Ölüm, meydana gelen fiilin doğal ve olağan sonucu olmalıdır. İlliyet bağının kesildiği hallerde, örneğin mücbir sebep veya üçüncü kişinin ağır kusuru söz konusuysa, tazminat sorumluluğu doğmayabilir.
3.5. Destek İlişkisinin Mevcudiyeti
Destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için, ölen kişi ile talepte bulunan arasında fiili veya hukuki bir destek ilişkisinin bulunması gerekir. Bu ilişkinin mutlaka kan bağına dayanması şart değildir. Ölen kişinin düzenli ve sürekli şekilde maddi katkı sağlaması veya hayatın olağan akışına göre ileride destek olmasının kuvvetle muhtemel olması yeterlidir.
3.6. Maddi Zararın Doğmuş Olması
Tazminat talebi, ölüm nedeniyle ortaya çıkan maddi zarara dayanmalıdır. Destekten yoksun kalan kişinin gelir kaybı, yaşam standardındaki düşüş ve ekonomik desteğin sona ermesi bu zarar kapsamındadır. Zararın somut ve hesaplanabilir olması, aktüeryal hesaplama yapılabilmesi açısından önem taşır.
3.7. Müterafik Kusur Durumu
Destekten yoksun kalan kişinin, ölümle sonuçlanan olayın meydana gelmesinde kendi kusurunun bulunması halinde, bu durum müterafik kusur olarak değerlendirilir. Müterafik kusur varlığı halinde tazminat tamamen ortadan kalkmaz; ancak kusur oranına göre tazminat miktarında indirim yapılır.
4. Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Kime Ödenir?
Destekten yoksun kalma tazminatı, vefat eden kişinin hayatta olduğu sürece maddi olarak destek sağladığı veya hayatın olağan akışına göre ileride destek olması beklenen kişilere ödenir. Bu tazminatın ödenebilmesi için mutlaka mirasçılık sıfatının bulunması şart değildir; belirleyici olan, ölen kişi ile tazminat talep eden arasında fiili veya hukuki bir destek ilişkisinin varlığıdır.
Bu kapsamda, başta eş ve çocuklar olmak üzere, anne ve baba da destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Ayrıca, düzenli maddi destek sağlanan kardeşler, nişanlı veya birlikte yaşanan ve ekonomik olarak desteklenen kişiler de somut olayın özelliklerine göre bu tazminattan yararlanabilir. Önemli olan, ölüm olayı gerçekleşmemiş olsaydı, ölen kişinin ilgili kişilere maddi desteğini sürdürmesinin kuvvetle muhtemel olmasıdır.
5. Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplama
Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması, ölen kişinin hayatta kalması halinde destek sağlamaya devam edeceği süre boyunca, destekten yoksun kalan kişilerin uğrayacağı maddi kaybın belirlenmesine dayanır. Hesaplama, somut olayın özelliklerine göre yapılır ve aktüeryal esaslar esas alınır.
Hesaplamada öncelikle ölen kişinin yaşı, mesleği, düzenli geliri ve çalışma gücü dikkate alınır. Gelirin tespitinde bordro, vergi kaydı, emsal kazançlar ve tanık beyanları gibi delillerden yararlanılabilir. Ölen kişinin gelirinin tamamı değil, destek payı esas alınır; yani kazancın ne kadarının destekten yoksun kalanlara ayrıldığı belirlenir.
Daha sonra ölen kişinin muhtemel yaşam süresi ile destekten yoksun kalan kişilerin destek alma süresi hesaplanır. Bu süreler belirlenirken PMF veya TRH gibi yaşam tabloları kullanılır. Çocuklar açısından destek süresi genellikle eğitim durumuna göre belirlenirken, eş için destek süresi çoğu durumda yaşam süresi esas alınarak değerlendirilir.
Hesaplamada ayrıca olayda tarafların kusur oranları dikkate alınır. Ölen kişinin veya destekten yoksun kalanların müterafik kusuru bulunması halinde, tazminat miktarında kusur oranına göre indirim yapılır. Bunun yanında peşin ödeme yapılacağı varsayımıyla iskonto uygulanır.
Sonuç olarak destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin gelir durumu, destek ilişkisi, yaşam ve destek süreleri ile kusur oranları birlikte değerlendirilerek, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde ve ölüm gerçekleşmemiş olsaydı ortaya çıkacak ekonomik denge gözetilerek hesaplanır.
6. Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Zamanaşımı
Destekten yoksun kalma tazminatında zamanaşımı, ölümün hukuka aykırı bir fiilden kaynaklanması nedeniyle haksız fiil zamanaşımı hükümlerine tabidir. Buna göre, zarar görenler zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendikleri tarihten itibaren iki yıl içinde dava açmak zorundadır. Herhâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımı süresi dolmuş olur.
Ancak ölüm olayının aynı zamanda bir suç teşkil etmesi ve ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olması halinde, ceza zamanaşımı süresi destekten yoksun kalma tazminatı talepleri bakımından da uygulanır. Bu durumda tazminat davası, ceza davasına ilişkin zamanaşımı süresi içinde açılabilir.
Zamanaşımı süresi, her somut olayda ölümün gerçekleştiği tarih, zararın öğrenilme zamanı ve fiilin hukuki niteliği dikkate alınarak değerlendirilir.
7. Yetkili ve Görevli Mahkeme
Destekten yoksun kalma tazminatı davalarında görevli mahkeme, kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir. Tazminat talebi bir haksız fiilden kaynaklandığı için, genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olarak kabul edilir. Ancak dava, bir iş kazasından kaynaklanıyorsa görevli mahkeme İş Mahkemesi olur.
Yetkili mahkeme bakımından ise, Türk Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Buna göre, davalı gerçek veya tüzel kişinin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bunun yanında, haksız fiilin meydana geldiği yer mahkemesi, zararın meydana geldiği yer mahkemesi veya zarara uğrayanın yerleşim yeri mahkemesi de yetkili mahkemeler arasında yer alır. Trafik kazalarına dayalı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, kazanın gerçekleştiği yer mahkemesi sıklıkla tercih edilmektedir.
Av. Ramazan Bayram



