
Mirasbırakanın ölümü ile mirası bir kül olarak mirasçılarına geçmektedir. Mirasçılar, miras üzerinde elbirliği mülkiyeti ile pay sahibi olur. Elbirliği mülkiyetine tabi olan miras, miras paylaşımı yapılana değin miras ortaklığı halinde varlığını sürdürür. Miras ortaklığı, mirasçıların kendi aralarında anlaşması ile miras paylaşımı yapması ya da mirasçılardan birinin ortaklığın giderilmesi davası açması ile son bulur. Ortaklık son bulana değin mirasçılar, biçimde sorumludur. Bu sorumluluğa mirasbırakanın hak ve borçları ile alacakları da dahildir. Mirasçılardan birinin mirasbırakanın mirasını çeşitli nedenlerle istememesi mümkündür. Böyle bir durumda mirasçı reddi miras yapabilir.
1. Reddi Miras Nedir?
Mirasçılardan birinin, mirası kendi iradesi ile istememesi ve reddetmesi ya da kanunen mirasın hükmen reddedilmiş sayılması durumuna reddi miras denir. Reddi miras (mirasın reddi), mirasçının kendi iradesi ile gerçekleşebileceği gibi mirasın borca batık olması halinde kendiliğinden de gerçekleşebilir.
Mirasın borca batık olması halinde kendiliğinden gerçekleşen reddi miras haline mirasın hükmen reddi denir. Mirasın hükmen reddinde miras bırakanın ölümü tarihinde miras borca batık durumdadır ve kanun koyucu mirasçının bu mirası borca batık olması nedeniyle üstlenmeyeceği varsayımıyla mirasın hükmen reddi şeklinde bir düzenlemede bulunmuştur. Dolayısıyla mirasın reddini, mirasın iradi reddi ve mirasın hükmen reddi şeklinde ikiye ayırabiliriz.
Mirasın iradi reddinde, mirasçı tarafından tek taraflı, açıklayıcı nitelikte ve geri alınamayan bir hukuki işlem ve beyan söz konusudur. Mirasın hükmen reddinde ise mirasının böyle bir beyanda bulunmasına ihtiyaç yoktur. Miras zaten borca batık olduğu için kanunen, mirasçının mirası hükmen reddettiği kabul edilmektedir.
Mirasın reddinin iki türü olan iradi red ve hükmen red, miras hukukunda mirasçının sorumluluğunu belirleyen temel kavramlardır. Bu iki red türü, hem hukuki sonuçları hem de uygulanma şekilleri bakımından birbirinden farklı özellikler taşımaktadır.
Mirasın iradi reddi, mirasçının kendi serbest iradesiyle yaptığı, mirası kabul etmediğini açıkça beyan ettiği bir işlemdir. Bu beyan, mirasın açılmasından itibaren 3 ay içinde, mirasçının yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılmalıdır. Red beyanı yazılı veya sözlü olabilir; ancak her hâlükârda tutanakla tespit edilmesi ve resmiyet kazanması gerekir. Süresinde yapılmayan red beyanı, mirasın zımnen kabulü anlamına gelir ve mirasçı, terekenin borçlarından da kişisel malvarlığıyla sorumlu hale gelir. İradi redde, mirasçı bir gerekçe göstermek zorunda değildir; bu işlem tamamen kişisel takdirine bağlıdır.
Mirasın hükmen reddi ise, mirasbırakanın ölüm anında terekenin borca batık olması durumunda, kanun gereği kendiliğinden gerçekleşen bir red türüdür. Türk Medeni Kanunu’nun 605/2. maddesi uyarınca, mirasın borca batık olduğu açıkça belli veya bu durum resmî belgelerle sabit ise, mirasçının ayrıca bir red beyanında bulunmasına gerek yoktur. Bu halde, kanun mirasçının mirası kabul etmeyeceği varsayımından hareket eder ve mirasın hükmen reddedildiğini kabul eder. Dolayısıyla, mirasçılar terekenin borçlarından sorumlu tutulmazlar.
Hükmen reddin uygulanabilmesi için terekenin borca batık olduğunun açıkça anlaşılır olması veya bu durumun belgelerle tespit edilmiş bulunması gerekir. Örneğin, mirasbırakanın malvarlığı değerlerinin borçlarını karşılamadığı bir bilanço veya icra takibi dosyasıyla sabit ise, mirasın hükmen reddi söz konusu olur. Ancak terekenin borca batık olup olmadığı açık değilse, mirasçıların tedbiren iradi red beyanında bulunmaları, ileride doğabilecek borç sorumluluklarını önlemek bakımından önem taşır.
Her iki red türü de mirasçının kişisel malvarlığını korumayı amaçlar. Kanun koyucu, mirasın kabul edilmemesi durumunda, mirasçının mirasbırakanın borçlarından dolayı mağduriyet yaşamamasını temin etmek istemiştir. Reddi miras sonucunda, mirasçının miras payı, sanki kendisi hiç mirasçı olmamış gibi diğer mirasçılara geçer. Eğer tüm mirasçılar mirası reddederse, tereke iflas hükümlerine göre tasfiye edilir; alacaklılar paylarına düşen tutarı aldıktan sonra geriye kalan değer varsa bu, mirasçılara iade edilir.
2. Mirasın Gerçek Reddi Nedir?
İradi reddi miras, mirasçının kendi serbest iradesine dayanarak, mirasbırakanın ardından kendisine geçen mirası kabul etmemesi ve bunu kanunda öngörülen usul ve süre içerisinde resmi olarak beyan etmesi işlemidir. Türk Medeni Kanunu’nun 609. maddesinde düzenlenen bu kurum, mirasın kabul edilmemesi yönünde mirasçının açık ve kesin irade beyanını ifade eder. Mirasın iradi reddi, mirasçının mirası reddetme hakkını bizzat kullanmasıyla gerçekleşir ve bu hak, mirasın açıldığı tarihten itibaren üç ay içinde kullanılmalıdır.
Bu üç aylık süre, mirasçı için hak düşürücü nitelikte olup, sürenin geçirilmesi halinde miras otomatik olarak kabul edilmiş sayılır. Sürenin başlangıcı, yasal mirasçılar için mirasın açıldığı (yani mirasbırakanın öldüğü) tarih, atanmış mirasçılar için ise mirasçı olduklarını öğrendikleri tarihtir. Red beyanı, mirasçının yerleşim yerinde bulunan Sulh Hukuk Mahkemesi’ne yapılır. Beyan sözlü veya yazılı şekilde sunulabilir; ancak her iki halde de mahkeme tarafından tutanak altına alınarak resmiyet kazanması gerekir.
İradi reddin en önemli özelliği, tek taraflı, açıklayıcı nitelikte ve geri alınamaz bir hukuki işlem olmasıdır. Yani mirasçı, mirası reddettiğini beyan ettiği anda, bu beyan geçerli hale gelir ve artık geri dönülmesi mümkün değildir. Bu nedenle, mirasın reddi beyanında bulunmadan önce, mirasçının terekenin durumunu, borç ve alacak ilişkilerini, mirasın olası sonuçlarını dikkatle değerlendirmesi gerekir. Zira miras bir kez reddedildiğinde, mirasçı artık tereke üzerinde hiçbir hak iddia edemez.
İradi redde, mirasçının herhangi bir gerekçe göstermesi zorunlu değildir; tamamen kişisel tercihine dayanır. Mirasçı, mirasbırakanın borçlarının fazla olması, ailevi nedenler veya başka kişisel sebeplerle mirası reddedebilir. Bu yönüyle, iradi red, mirasçının malvarlığını ve ekonomik çıkarlarını korumaya yönelik bir güvence işlevi görür.
3. Mirasın Hükmen Reddi Nedir?
Mirasın hükmen reddi, mirasbırakanın ölümü anında bıraktığı malvarlığının, yani terekenin, borca batık olması halinde mirasın kanun gereği kendiliğinden reddedilmiş sayılması durumudur. Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen bu kurum, mirasçının ayrıca bir irade beyanında bulunmasına gerek olmaksızın, terekenin mali durumuna bağlı olarak kendiliğinden hüküm doğurur. Bu yönüyle mirasın hükmen reddi, mirasın iradi reddinden farklı olarak mirasçının isteğine değil, hukukun varsayımına dayanır.
Kanun koyucu, mirasbırakanın borçlarının, malvarlığından fazla olması yani terekenin borca batık hale gelmesi durumunda, mirasçının bu mirası kabul etmeyeceği varsayımını esas almıştır. Zira borca batık bir mirasın kabulü, mirasçının kendi malvarlığını tehlikeye atacağı için, hukuk düzeni böyle bir sonucu adalet ilkeleriyle bağdaşmaz görmektedir. Bu nedenle, borca batık tereke durumlarında miras, mirasçılar tarafından açıkça reddedilmese bile, kanunen reddedilmiş sayılır.
Mirasın hükmen reddinin uygulanabilmesi için, mirasbırakanın ölüm tarihinde terekenin borca batık olduğunun açıkça belli olması veya resmî belgelerle ispatlanabilir şekilde sabit bulunması gerekir. Terekenin borca batık olduğunun açıkça belli sayılabilmesi için, mirasbırakanın borçlarının malvarlığını açık farkla aşması, örneğin mirasbırakan hakkında çok sayıda icra takibi bulunması, borçların malvarlığına oranla aşırı derecede fazla olması gibi durumların varlığı aranır. Eğer bu durum belgelerle kanıtlanabiliyorsa, mirasın hükmen reddi şartları gerçekleşmiş kabul edilir.
Mirasın hükmen reddinde, mirasçının mahkemeye gidip ayrıca red beyanında bulunmasına gerek yoktur. Hatta mirasçının mirası kabul ettiğine dair herhangi bir işlem yapmamış olması yeterlidir. Ancak, mirasçı, tereke üzerindeki malları fiilen tasarruf etmeye, örneğin mirasbırakanın mallarını satmaya veya kullanmaya kalkışırsa, bu durumda mirası zımnen kabul etmiş sayılır ve hükmen red hükümlerinden yararlanamaz. Bu nedenle, terekenin borca batık olduğundan şüphe duyulan hallerde, mirasçıların tereke üzerinde tasarrufta bulunmaktan kaçınmaları büyük önem taşır.
Mirasın hükmen reddi halinde, mirasçılar mirasbırakanın borçlarından hiçbir şekilde sorumlu tutulmazlar. Tereke, iflas hükümlerine göre tasfiye edilir; alacaklılar alacaklarını bu tasfiye süreci içinde tereke mallarından tahsil ederler. Tasfiye sonucunda herhangi bir artan değer kalırsa, bu değer tekrar mirasçılara verilir. Ancak çoğu durumda, borca batık tereke tümüyle borçların ödenmesine gider ve mirasçılara herhangi bir kazanç geçmez.
4. Reddi Miras Nasıl Yapılır?
Reddi miras, mirasçının, mirasbırakanın ölümüyle kendisine geçen mirası kabul etmediğini açıkça beyan etmesiyle gerçekleşen resmi bir işlemdir. Türk Medeni Kanunu’nun 609. maddesi uyarınca reddi miras, mirasçının yerleşim yerinde bulunan Sulh Hukuk Mahkemesi’ne yapılacak bir beyanla gerçekleştirilir. Bu işlem, şekil şartına bağlı olup, yalnızca belirli usule uygun şekilde yapılması hâlinde geçerli olur.
Mirasın reddi, mirasın açılmasından itibaren üç ay içinde yapılmalıdır. Bu süre, hak düşürücü nitelikte olup, süresi içinde yapılmayan red beyanı geçersiz sayılır ve miras, mirasçı tarafından zımnen kabul edilmiş sayılır. Sürenin başlangıcı yasal mirasçılar için mirasbırakanın ölümü tarihi; atanmış mirasçılar için ise mirasçı olduklarını öğrendikleri tarihtir.
Red beyanı, mirasçının bizzat kendisi veya yasal temsilcisi tarafından yapılabilir. Beyan, yazılı veya sözlü şekilde mahkemeye sunulabilir; ancak her iki durumda da mahkeme, bu beyanı tutanağa geçirerek resmi bir kayıt altına alır. Beyanın yapılmasından sonra mahkeme, reddi miras işlemini veraset ilamına (mirasçılık belgesi) ve tereke kayıtlarına işler.
Reddi miras beyanı kesin, açık ve kayıtsız şartsız olmalıdır. Yani mirasçı, mirası sadece belirli koşullar altında reddettiğini veya kısmen reddettiğini belirtemez. Mirasın bir kısmının reddi hukuken mümkün değildir; red işlemi, mirasın tamamı için geçerlidir. Ayrıca, mirası reddeden mirasçı, beyanından daha sonra dönemez; çünkü reddi miras, geri alınamaz ve tek taraflı açıklayıcı bir hukuki işlem niteliğindedir.
Mirasın hükmen reddinde ise mirasçının kendi iradesiyle yaptığı bir işlem değil, kanun gereği terekenin borca batık olması hâlinde kendiliğinden gerçekleşen hukuki bir durumdur. Bu nedenle mirasçının ayrı bir başvuru yapmasına gerek yoktur. Ancak kimi tartışmalı hallerde mirasçılar Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak mirasın borca batıklığının tespitini isteyebilir.
5. Mirasın Gerçek Reddi Süresi
Mirasın iradi reddinde, mirası reddetmek isteyen mirasçı miras bırakanın ölümünden itibaren üç aylık yasal süre içinde mirası reddetmelidir. Miras bırakanın ölümü ile başlayan süre yasal mirasçılar için geçerlidir. Atanmış mirasçılar yani vasiyetname ile atanan mirasçılar için mirası reddetme süresi, vasiyetnamenin açılıp kendilerine bildirim yapılması ile başlar. Üç aylık sürenin geçmesi ve herhangi bir red işleminin yapılmaması halinde mirasçıların mirası kabul ettiği varsayılır.
6. Mirasın Hükmen Reddi Süresi
Mirasın hükmen reddinde kanuni bir süre bulunmamaktadır. Çünkü hükmen red, mirasçının iradesine bağlı bir işlem değil, kanun gereği kendiliğinden gerçekleşen bir durumdur. Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesinin ikinci fıkrasına göre, mirasbırakanın ölüm tarihinde terekesi açıkça borca batık ise, mirasçının herhangi bir beyanda bulunmasına gerek kalmadan miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır.
Bu nedenle, mirasın hükmen reddi için üç aylık bir süreden söz edilemez. Üç aylık süre yalnızca iradi reddi miras için geçerlidir. Hükmen reddi miras, terekenin borca batık olduğunun açıkça belli olması veya resmî belgelerle tespit edilmesi hâlinde, mirasın açıldığı anda kendiliğinden hüküm doğurur.
7. Kimler Reddi Miras Yapabilir?
Reddi miras yapma hakkı, mirasbırakanın ölümüyle birlikte mirasçılık sıfatını kazanan her kişiye tanınmış yasal bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre, hem yasal mirasçılar hem de atanmış mirasçılar bu hakkı kullanabilir. Mirası reddetmek isteyen mirasçı, belirlenen süre içinde Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak mirası kabul etmediğini açıkça beyan edebilir.
Yasal mirasçılar, mirasbırakanla kan bağı veya evlilik ilişkisi bulunan kişilerdir. Bunlar; çocuklar, torunlar, anne ve baba ile onların altsoyu, büyükanne ve büyükbaba ile onların altsoyu ve sağ kalan eştir. Bu kişiler, mirasın kendilerine geçmesini istemedikleri takdirde reddi miras yapabilirler. Atanmış mirasçılar ise, mirasbırakan tarafından vasiyetname veya miras sözleşmesi ile mirasçı olarak belirlenen kişilerdir. Onlar da mirası reddetme hakkına sahiptir. Ancak atanmış mirasçılar için reddi miras süresi, mirasçı olduklarını öğrendikleri tarihten itibaren işlemeye başlar.
Küçükler ve mahkemece kısıtlanmış kişiler de mirası reddedebilir; ancak bu işlemi kendi adlarına doğrudan yapamazlar. Bu durumda, reddi miras işlemi yasal temsilcileri olan veli veya vasi aracılığıyla gerçekleştirilir. Ayrıca bu tür işlemler için Sulh Hukuk Mahkemesi’nden izin alınması gerekir. Mahkeme, bu izni verirken işlemin küçük veya kısıtlı kişinin menfaatine olup olmadığını değerlendirir.
Eğer tüm mirasçılar mirası reddederse, tereke devletin uhdesine geçer. Devlet, bu durumda mirasın borçlarından sorumlu tutulmaz; sadece kalan malvarlığını borçlardan arındırılmış şekilde devralır.
Reddi miras hakkı kişisel bir haktır. Her mirasçı bu hakkı kendi adına bağımsız olarak kullanabilir. Bir mirasçının mirası reddetmesi diğer mirasçıları bağlamaz; her mirasçı, mirası kabul edip etmeme konusunda kendi kararını verir.
8. Reddi Miras Şartları
Reddi miras şartları, mirasçının mirası kabul etmemesi ve bu reddin hukuken geçerli sayılabilmesi için yerine getirilmesi gereken koşulları ifade eder. Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca, reddi mirasın geçerli olabilmesi için aşağıdaki şartların varlığı gerekir:
8.1. Mirasçılık sıfatı
Reddi miras hakkı, yalnızca mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılık sıfatı kazanan kişilere tanınmıştır. Bu kişiler hem yasal mirasçılar (çocuklar, eş, anne-baba, torun vb.) hem de atanmış mirasçılar (vasiyetname veya miras sözleşmesi ile belirlenen kişiler) olabilir.
8.2. Mirasın açılmış olması
Mirasın reddi için, mirasbırakanın ölmüş olması ve terekenin açılmış bulunması gerekir. Miras henüz açılmamışsa, mirasçı reddi miras hakkını kullanamaz.
8.3. Red iradesinin açık ve kesin olması
Mirasçı, mirası kayıtsız, şartsız ve tek taraflı olarak reddetmek zorundadır. Red, sadece belirli koşullara bağlı olarak veya mirasın bir kısmı için yapılamaz; reddi miras işlemi, mirasın tamamını kapsar.
8.4. Usulüne uygun yapılması
Reddi miras, mirasçının yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne yapılmalıdır. Beyan yazılı veya sözlü olabilir; ancak her iki durumda da mahkeme tarafından tutanağa geçirilerek resmi kayıt altına alınması gerekir.
8.5. Süreye uyulması
Reddi miras, mirasın açılmasından itibaren üç ay içinde yapılmalıdır. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasbırakanın ölüm tarihi, atanmış mirasçılar için mirasçı olduklarını öğrendikleri tarihten itibaren işlemeye başlar. Süresi içinde yapılmayan red beyanı geçersiz sayılır ve miras, mirasçı tarafından zımnen kabul edilmiş sayılır.
8.6. Fiil ehliyeti veya temsil
Reddi miras hakkını kullanacak kişinin fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Küçükler veya kısıtlılar, bu işlemi yasal temsilcileri aracılığıyla yapabilir ve mahkeme izniyle reddi miras beyanı geçerli olur.
8.7. Mirasın hükmen reddi şartları (varsa)
Mirasın borca batık olduğu durumlarda, mirasçının irade beyanına gerek yoktur; miras kanun gereği kendiliğinden reddedilmiş sayılır. Bu hükmen reddin geçerli olabilmesi için, terekenin borca batık olduğunun açıkça belli veya resmî belgelerle ispatlanabilir olması gerekir.
9. Reddi Mirasın Sonuçları
Mirasın reddinin sonuçları, mirasçının mirası kabul etmeme iradesini ortaya koymasının hukuki etkilerini ifade eder. Türk Medeni Kanunu’na göre, reddi miras işlemi hem mirasçının haklarını hem de terekenin tasfiye sürecini doğrudan etkiler.
9.1. Mirasçının terekenin borçlarından sorumlu olmaması
Reddi miras sonucunda mirasçı, mirasbırakanın borçlarını kendi malvarlığı ile ödeme yükümlülüğünden kurtulur. Red, mirasçıyı terekenin mali yüklerinden koruyan temel hukuki sonuçtur.
9.2. Redden mirasçının mirasçı sıfatının ortadan kalkması
Mirasçı, mirası reddettiği andan itibaren sanki mirasçı hiç olmamış gibi değerlendirilir. Bu nedenle reddeden mirasçı, tereke üzerinde hiçbir hak iddia edemez; mirasın tasarrufu, mirasçıya ait sayılmaz.
9.3. Miras payının diğer mirasçılara geçmesi
Miras paylaşımında, reddi miras yapılan miras payı, kanun gereği diğer mirasçılara intikal eder. Bu, mirasın tamamı için geçerli olup, mirasın bir kısmının reddi hukuken mümkün değildir. Eğer başka mirasçılar da reddetmezse, onların payları artar; tüm mirasçılar reddederse, mirasın tamamı devletin uhdesine geçer veya tereke iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.
9.4. Mirasın hükmen reddi halinde sonuçlar
Tereke borca batık ise, mirasçı herhangi bir beyan vermese bile, miras kanunen kendiliğinden reddedilmiş sayılır. Bu durumda mirasçılar, terekenin borç ve yükümlülüklerinden sorumlu tutulmaz; borçlar tasfiye işlemleriyle karşılanır.
9.5. Mirasçının hak ve alacaklarını etkilememesi
Reddi miras, mirasçının kendi malvarlığını ve hukuki durumunu korur; ancak mirasçı, mirasbırakanın borçları veya alacaklarıyla ilgili başka yasal hak ve yükümlülüklere tabi olmaz. Red, mirasçının sorumluluk alanını sınırlayan kesin ve geri alınamaz bir hukuki işlemdir.
9.6. Hukuki kesinlik ve geri alınamazlık
Reddi miras, tek taraflı ve açıklayıcı bir işlem olduğundan geri alınamaz. Mirasçı bir kez mirası reddettiğinde, bu karar kesin ve bağlayıcı olur; daha sonra mirası kabul edemez.
Mirasın Reddi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
📌 Reddi Miras Ne Zaman Yapılır?
⚖️ Reddi miras, mirasçının mirası kabul etmediğini resmi olarak beyan ettiği ve hukuken geçerli sayıldığı işlemdir. Türk Medeni Kanunu’na göre, reddi miras mirasın açılmasından itibaren üç ay içinde yapılmalıdır. Bu süre, mirasçının hak düşürücü süresidir; süre içinde reddi miras beyanında bulunulmaması halinde, miras zımnen kabul edilmiş sayılır.
📌 Reddi Miras Nerede Yapılır?
⚖️ Reddi miras, mirasçının mirası kabul etmediğini resmi olarak beyan ettiği ve hukuki sonuç doğuran işlemdir. Türk Medeni Kanunu’na göre, reddi miras mirasçının yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde yapılır.
📌 Mirasın Gerçek Reddi Nedir?
⚖️ Mirasın gerçek reddi, mirasçının kendi iradesiyle, mirasbırakanın ölümünden sonra kendisine intikal eden mirası kayıtsız, şartsız ve tamamen reddetmesi işlemidir. Hukuki açıdan bu kavram, iradi reddi miras ile eşanlamlıdır ve mirasçının bilinçli olarak mirası kabul etmeme iradesini ortaya koyduğu bir işlemi ifade eder.
📌 Reddi Miras İptal Edilebilir mi?
⚖️ Reddi miras, Türk Medeni Kanunu’na göre tek taraflı, açıklayıcı ve geri alınamaz bir hukuki işlemdir. Bu nedenle, genel kural olarak iptal edilemez veya geri alınamaz. Mirasçı bir kez mirası reddettiğinde, bu işlem kesinleşir ve mirası daha sonra kabul etmesi mümkün değildir. Ancak reddi miras beyanında bulunan mirasçının beyanının hile yanılgı veya hukuka aykırılık sonucu gerçekleşmesi ya da fiil ehliyeti yoksunluğunda gerçekleşmesi halinde reddi miras beyanı mahkeme kararı ile geri alınabilir.
📌 Reddi Miras Yapanın Çocuğuna Miras Kalır mı?
⚖️ Reddi miras yapan kişi, mirası bilinçli olarak veya kanunen reddettiğinde, bu kişi sanki mirasçı olmamış gibi kabul edilir. Dolayısıyla, reddedenin kendi çocuklarına miras geçmez; miras payı diğer mirasçılara intikal eder. Bu kural, mirasın iradi reddi ve hükmen reddi için aynen geçerlidir.
Av. Ramazan Bayram



