
Vesayet, velayet altında bulunmayan küçükler ile belirli şartların varlığı halinde bazı erginlerin menfaatlerinin korunması amacıyla düzenlenmiş bir hukuki kurumdur. Bu kurumu ile küçüklerin ve kimi şartların varlığı halinde ergin olan kimselerin hukuki ve mali hakları koruma altına alınmaktadır. Bu yazımızda vesayet nedir, hangi durumlarda kişiye yasal vasi atanır, vasi ne demek, vasilik nedir, vasi atama şartları nelerdir, vesayet davası nedir gibi konular hakkındaki sorulara yanıt vereceğiz.
1. Vesayet Nedir?
Vesayet, velayet altına alınmamış küçükler ile istisnai şartların varlığı halinde erginlerin hukuki ve mali haklarının korunması amacıyla düzenlenmiş hukuki bir müessesedir. Bu kurum ile küçük ve ergin olduğu halde velayet altına alınmamış ancak hakkında vasi tayini gereken erginlerin koruma altına alınması amaçlanmaktadır. Bu koruma için küçük veya ergin kimseye mahkeme tarafından vasi tayin edilmektedir. Böylece vesayet, mahkeme kararı ile doğan ve gerçek kişilerin vasi tayin edilmesi ile yürütülen bir süreçtir.
Bu konu Türk Medeni Kanunu’nun 396. Maddesinden itibaren ayrı bir kısım olarak düzenlenmiştir. Bununla birlikte konunun önemi nedeniyle kanunda birçok yerde vesayet ve vesayet altına alınan kimselerin hukuki durumu hakkında hükümler yer almaktadır.
2. Vesayeti Gerektiren Durumlar
Medeni Kanun’un 404. ve devamındaki maddelerde vasi atanmasını gerektiren haller düzenlenmiştir. Buna göre; küçüklük, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, özgürlüğü bağlayıcı ceza ve istek üzerine vesayet hakkında karar verilebilir.
2.1. Küçüklük Nedeniyle Vesayet
Ergin olmayan kimse Türk Medeni Kanunu uyarınca küçük sayılır. Erginlik kanunen 18 yaşında başlamaktadır. Buna karşın istisnai durumlarda on sekiz yaşını doldurmamış küçüklerde ergin kılınabilir. Bunlar; on beş yaşını doldurmuş küçüğün mahkeme kararı ile ergin kılınması veya on sekiz yaşını doldurmamış kimsenin evlenme ile erginliği kazanmasıdır. Bu hallerin dışında on sekiz yaşın altındaki kimseler küçük sayılmaktadır.
Küçükler hukuken yasal temsilcileri ile kendilerini temsil edebilirler. Küçüğün yasal temsilcisi anne ve babasıdır. Anne ve babanın boşanması halinde yasal temsilci velayet sahibi olan anne veya babadır. Velayet altında bulunmayan küçüğün ise temsil edilebilmesi için kişiye vasi atanması gerekmektedir. Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun 404. Maddesi ile küçüğün velayet altında olmaması halinde vesayet altına alınacağı belirtilerek, küçüklüğün vasi atanmasını gerektiren durumlardan biri olduğu düzenlenmiştir.
2.2. Kısıtlılık
Ergin kimse hakkında vasilik kararı verilebilmesi bazı şartlara bağlıdır. Bunlar; ergin kimsenin akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yaşaması, özgürlüğü kısıtlayıcı bir ceza alması, savurganlık alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığının bulunması ve istemi üzerinedir.
2.3. Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı Nedeniyle Vesayet
Akıl hastalığı, bireyin gerçekleri algılama, davranışlarını yönlendirme ve iradesini serbestçe kullanma yeteneğini ortadan kaldıran veya önemli ölçüde bozan ruhsal bir rahatsızlıktır. Hukuken bu durum, kişinin fiillerinin sonuçlarını değerlendirme ve doğruyu yanlıştan ayırt etme gücünü geçici ya da sürekli olarak kaybetmesi anlamına gelir. Bu nedenle, akıl hastalığı bulunan bir kişi, işlediği fiilin hukuki veya cezai sorumluluğunu taşıyamayabilir.
Akıl zayıflığı, kişinin zihinsel kapasitesinin normal düzeyin altında olması nedeniyle olayları kavrama, değerlendirme ve irade oluşturma gücünün sınırlı hale gelmesidir. Bu durum genellikle doğuştan gelen zihinsel gerilik, öğrenme güçlüğü veya ileri yaşla birlikte ortaya çıkan bilişsel zayıflık gibi nedenlerle oluşur. Hukuken akıl zayıflığı, kişiyi tamamen sorumsuz kılmaz; ancak sorumluluğunu azaltan veya sınırlandıran bir hal olarak kabul edilir.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, ergin kimse hakkında vesayet kararı verilmesi için kanunen düzenlenmiş bir durumdur. Zira bu durumda bulunan kimseler kendi işlerini göremez veya korunması bakımı için sürekli yardıma muhtaç duyarlar. Yine bu kişilerin başkalarının güvenliğini tehlikeye atma durumları bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 405. Maddesi ile akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle vesayeti gerektiren hal düzenlenmiştir.
2.4. Savurganlık, Alkol veya Uyuşturucu Madde Bağımlılığı
Akıl hastalığı bulunmasa dahi ergin kimse sahip olduğu kötü yaşam tarzı nedeniyle hayatını kötü şekilde yönetebilir. Yine bu kişinin savurganlık alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı problemleri bulunabilir. Tüm bu durumlar kişinin kendi hayatını veya mal varlığını kötü yönetmesine, bu kötü yönetim nedeniyle kendisinin veya ailesinin yoksulluğa düşmesine yol açabilir. Medeni Kanun’un 406. Maddesi ile savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı ile kötü yaşam tarzı vesayeti gerektiren durumlardan biri olarak düzenlenmiştir.
2.5. Özgürlüğü Bağlayıcı Ceza
Ergin kimse hakkında kesinleşmiş hapis cezasının bulunması ve bu kişinin cezasının infazı için ceza infaz kurumunda olması halinde hukuki ve mali haklarını temsil edemeyeceği açıktır. Zira kişi ceza infaz kurumunda bulunmaktadır ve yasal olarak kendisini temsil etmesi fiilen mümkün değildir. Böylece özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan kişi, cezasının infazı süresince kendi işlerini bizzat yürütme imkânından yoksun hale gelir. Bu nedenle, Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesi uyarınca hakkında vesayet tesis edilir.
Vesayet kararı, hükümlünün malvarlığının korunması ve hukuki menfaatlerinin teminat altına alınması amacıyla alınır. Bu karar, cezanın infazı süresince devam eder ve hükümlünün tahliyesiyle birlikte sona erer.
2.6. İstek Üzerine
Türk Medeni Kanunu’na göre, kendi işlerini yönetmekte güçlük çeken ve bu nedenle hukuki korumaya ihtiyaç duyan kişiye, kendi talebiyle vasi atanabilir. Bu durum, kişinin fiil ehliyetinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez; aksine, iradesine saygı gösterilerek menfaatlerinin korunmasını amaçlayan bir tedbirdir. Uygulamada istek üzerine vesayet kararı verilmesine en çok gerekçe gösterilen neden yaşlılıktır
3. Vesayet Davası Nedir?
Türk Medeni Kanunu’nun 396 ve devamı maddeleri uyarınca vasilik, mahkeme kararıyla tesis edilen bir koruma tedbiridir. Vesayet davası, kişinin yaşadığı sağlık sorunları, zihinsel yetersizlik, yaşlılık, özgürlüğü bağlayıcı ceza veya isteği üzerine gibi nedenlerle kendi işlerini gereği gibi yürütememesi hâlinde açılır. Dava, kamu düzenine ilişkin nitelik taşıdığından, mahkeme bu konuda re’sen araştırma ilkesi çerçevesinde hareket eder.
Mahkeme, vasilik talebinin dayandığı olguları araştırır; gerektiğinde adli tıp raporu, sosyal inceleme raporu ve tanık beyanları gibi delillere başvurur. Kişinin akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle vesayet altına alınması talep edilmişse, bu durumun kesin tıbbi raporla saptanması zorunludur. Mahkeme, kişiyi bizzat dinleyebilir ve karar vermeden önce onun durumunu doğrudan gözlemleme yetkisine sahiptir.
Vesayet davası sonucunda verilen karar ile kişiye bir vasi atanır. Vasi, kısıtlı kişinin hem kişisel hem de malvarlığına ilişkin işlerini yürütmekle yükümlüdür. Ancak bu görev, sıkı bir mahkeme denetimi altında yerine getirilir. Vasi, yaptığı işlemler hakkında düzenli olarak hesap vermekle ve vesayet makamının izni olmadan belirli işlemleri yapmamakla yükümlüdür.
4. Vesayet Kararı
Bu karar, küçük veya ergin kimsenin vesayet altına alınması amacıyla vesayet davası sonucunda Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen bir karardır. Mahkeme tarafından küçük veya ergin kişiye vasi atanmasını gerektiren şartların varlığı halinde vesayet kararı verilecek ve küçük veya ergine vasi atanacaktır.
5. Vasi Ne Demek?
Vasi, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, vesayet altına alınan bir kişinin şahsını ve malvarlığını korumak, onun adına hukuki işlemleri yürütmek ve menfaatlerini gözetmek üzere mahkeme tarafından atanmış kişidir. Vasilik, kamu düzenine ilişkin bir görev olup, aynı zamanda bir hukuki sorumluluk ve emanet görevi niteliği taşır.
Vasi, kısıtlı kişinin fiil ehliyetinin sınırlandığı ölçüde onun yerine geçer ve yasal temsilci sıfatıyla hareket eder. Ancak, bu yetki sınırsız değildir; vasi, bazı önemli işlemleri yapabilmek için vesayet makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi’nin) iznini almakla yükümlüdür. Bu durum, hem kısıtlı kişinin menfaatinin korunması hem de olası suistimallerin önlenmesi amacına yöneliktir.
Vasinin temel görevi, kısıtlı kişinin kişisel ihtiyaçlarını karşılamak, maddi varlıklarını yönetmek, ve haklarını yasal yollardan korumaktır. Ayrıca vasi, yaptığı işlemler hakkında düzenli olarak hesap verme ve gerektiğinde mahkemenin denetimine tabi olma yükümlülüğü altındadır.
6. Vasinin Görev ve Yetkileri Nelerdir?
Yukarıda ifade edildiği gibi vasi, Türk Medeni Kanunu’nun 403 ve devamı maddeleri uyarınca, vesayet altına alınan kişinin şahsını ve malvarlığını korumak, temsil etmek ve hukuki işlemlerini yürütmek üzere mahkeme tarafından atanmış kişidir. Bu nedenle vasi, hem geniş bir yetki alanına hem de önemli sorumluluklara sahiptir. Vasi, kısıtlının kişisel hak ve menfaatlerini gözetmekle yükümlüdür. Bu kapsamda:
- Kısıtlının barınma, beslenme, sağlık, eğitim ve bakım ihtiyaçlarını karşılamakla görevlidir.
- İnsan onuruna yakışır biçimde yaşamasını sağlamak ve gerekirse gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.
- Kısıtlının kişisel kararlarında, onun iradesine ve menfaatine uygun hareket etmek zorundadır.
- Vasi, kısıtlı kişinin malvarlığını yönetmek ve onu zarardan korumakla sorumludur.
Bu çerçevede:
- Kısıtlının malvarlığını düzenli olarak kayıt altına almak, gelir ve gider hesaplarını tutmak zorundadır.
- Malvarlığını artırıcı ve koruyucu işlemler yapabilir; ancak taşınmaz satışı, borçlanma, bağış gibi önemli işlemler için vasilik makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi’nin) izni gereklidir.
- Her yıl düzenli olarak hesap verme yükümlülüğü bulunur ve bu hesap mahkeme tarafından denetlenir.
Vasi, kısıtlının fiil ehliyeti sınırlandığı ölçüde yasal temsilcisi sıfatıyla hareket eder. Bu yetki, kısıtlının adına hukuki işlemler yapma, dava açma, savunma yapma veya sözleşme imzalama gibi işlemleri kapsar. Ancak vasi, bu yetkisini kısıtlının menfaati doğrultusunda kullanmakla ve mahkeme denetimi altında bulunmakla yükümlüdür.
Vasi, mahkemeye karşı sorumlu olup yaptığı her işlem için hesap verir. Bu makam gerekli gördüğünde vasiye talimat verebilir, denetim yapabilir veya görevden alabilir. Ayrıca, görevini kötüye kullanan veya ihmal eden vasi hakkında hukuki ve cezai yaptırımlar uygulanabilir.
7. Vesayet Makamı Nedir?
Vesayet makamı, kısıtlı kişinin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla kanunla belirlenmiş yetki ve sorumluluğa sahip mahkemedir. Türk Medeni Kanunu uyarınca bu makam Sulh Hukuk Mahkemesidir. Bu bakımdan Sulh Hukuk Mahkemesi, vasi tayin edilen kişilerin vasilik görevini hukuka uygun biçimde yerine getirip getirmediğini denetler. Mahkeme aynı zamanda, vasiyi kimi konularda yetkilerini kısıtlama veya yetkilendirme görevine sahiptir.
8. Denetim Makamı Nedir?
Türk Medeni Kanun’un 397. Maddesine göre vesayet makamı olarak Sulh Hukuk Mahkemesi ve denetim makamı olarak Asliye Hukuk Mahkemesi görev yapar. Denetim makamı, vesayet makamının yerine getirmiş olduğu görev ve yetkilerin bazıları hakkında izin verme yetkisine sahiptir. Bu görev ve yetkiler hakkında Sulh Hukuk Mahkemesinin dışında denetim makamından da izin alınması zorunludur. Bunlar Türk Medeni Kanunu’nun 463. Maddesi ile sayılmış olup aşağıda belirtilmiştir.
- Kısıtlı kişinin evlât edinmesi veya evlât edinilmesi,
- Kısıtlı kişinin vatandaşlığa girmesi veya çıkması,
- Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması,
- Ömür boyu aylık veya gelir bağlama veya ölünceye kadar bakma sözleşmeleri yapılması,
- Mirasın kabulü, mirasın reddi veya miras sözleşmesi yapılması,
- Küçüğün ergin kılınması,
- Kısıtlı kişi ile vasi arasında sözleşme yapılması.
9. Vasi Belgesi Nedir?
Vasi belgesi, Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen, bir kişinin vasi olarak atanmış olduğunu ve yetki sınırlarını gösteren resmî hukukî belgedir. Bu belge, vasinin kısıtlının adına hukuki işlemler yapabilmesi ve mahkeme tarafından belirlenen yetkileri kullanabilmesi için zorunludur. Vasi belgesi, mahkeme kararının resmi bir kanıtı olarak görev yapar ve ilgili kamu kurumları ile üçüncü kişiler tarafından ibraz edilmesi gerekir.
10. Vasi Kararı Nereden Alınır?
Vasi kararı, Türkiye’de Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından alınır. Vesayet rejimi kapsamında kısıtlama veya vasi atanması kararı, Türk Medeni Kanunu’nun 404. maddesi uyarınca, yetkili mahkeme tarafından verilir. Bu yetkili merci, kısıtlının yerleşim yeri veya malvarlığının bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesidir.
11. Vasilik Görevinin Sona Ermesi
Vasiliğin sona ermesi, Türk Medeni Kanunu’nun 414. ve devamı maddeleri uyarınca düzenlenmiş olup, vesayet makamının gözetimi altında yürütülen hukuki sürecin tamamlanması anlamına gelir. Vasiliğin sona ermesi aşağıdaki hallerde gerçekleşir:
- Vesayet altındaki kişinin kısıtlılık halinin kalkması: Mahkeme kararıyla kısıtlılık kaldırıldığında vasilik görevi otomatik olarak sona erer.
- Vasi görevinden azledildiğinde: Vesayet makamı, vasinin görevini kötüye kullandığını veya görevini yerine getirmediğini tespit ettiğinde, vasi hakkında azil kararı verebilir.
- Vasinin ölümü veya görev yapamayacak duruma gelmesi: Vasi artık görevini fiilen veya hukuken yerine getiremeyecek durumda ise vasiliğin sona ermesi gerekir.
- Vesayet görev süresinin sona ermesi: Mahkeme tarafından belirlenen süre dolduğunda veya vesayet kararında öngörülen koşullar ortadan kalktığında vasiliğin son bulması söz konusu olur.
12. Vasi Kararına İtiraz
Vasi kararına itiraz, vesayet makamı (Sulh Hukuk Mahkemesi) tarafından verilen vasi atama veya sona erdirme kararına karşı, ilgililerin kanuni süre içinde başvuruda bulunarak kararın yeniden incelenmesini talep etmesidir.
13. Vesayetin Kaldırılması
Vesayetin kaldırılması davası, vasi atanmış kişi hakkında verilen vesayet kararının sona erdirilmesi amacıyla açılan bir davadır. Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca, kısıtlılık halinin ortadan kalkması hâlinde vasiliğin sona ermesi için Sulh Hukuk Mahkemesine dava açılabilir. Davanın tarafları genellikle vasi atanmış olan kişi veya onun kanuni temsilcisi (davacı) ile sulh hukuk mahkemesidir (davalı).
Davada amaç, mahkemeden vasi atanmış kişinin fiili ehliyetini yeniden kazanmasını sağlayacak şekilde kısıtlılık halinin kaldırılmasıdır. Mahkeme gerekli gördüğünde sağlık kurulu raporu ve diğer delilleri talep ederek inceleme yapar. Vesayetin kaldırılması kararı ile vesayet rejimi sona erer, vasilik görevi son bulur ve kısıtlının hukuki ehliyeti tamamen geri kazanılır.
14. Yetkili ve Görevli Mahkeme
Vasilik davasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise hakkında vesayet kararı verilmesi istenen kimsenin yerleşim yeri mahkemesidir.




